Bulut Tanrısever

2020

Tarih: 21 Aralık 2020 PazartesiSaat: 00:58Okuma Süresi: 8 dk. 36 sn.Yazar: Bulut Tanrısever

Geldik bir yılın daha sonuna.  Yıl sonu yazıları aslında yazmaya alışık olduğum bir yazı türü değildir. Zaman gelmiş ya da geçmiş kimin umurunda? Bu sene, yine de, diğerlerinden farklı bir şekilde, benim umurumda oldu. 2020 yılının başında bir üniversite öğrencisiydim mesela. Şimdi değilim.  2020 yılının ilk saatlerinde çok fantastik gelecek hayallerine sahiptim. Okulda yüksek lisansa başvuracaktım. Başvurmadım mesela. Yapmaya karar verip de yapmadığım çok şey var. Bütün bunların listesini çıkaracak olsam çok depresif bir hale bürünebilirdim.  Onu bile yapmayacağım.  “E peki ne umurunda oldu ulan a* k* çocuğu?” diyebilirsiniz. Yok, o kadar terbiyenizi bozmayacaksanız “Bulut birey, ne umurunuzda?” şeklinde bir soru da yöneltebilirsiniz bana. Umurumda olan şeylerden bir tanesi…

 

(Aralık 31, 2019. Öncebeci tarafının ıslanan yokuşlarından bir tanesinin başında yer alan bir binanın 3. katındaki bir daire. İçerisi, 5 erkek bireyin ciğerlerine ritmik sigara çekişleriyle hamama dönüşmüş.  Gençler dumanı odanın içinden çıkarmanın yolunu ararken aynı zamanda da soğuk Ankara ayazının kendilerini ürpertmelerinden korkacak olsalar gerek, camı bir açıyorlar bir kapıyorlar. Sol kanepede bana konumsal yakınlık sırasıyla Eduardo ve Rafael, hemen bitişiğindeki kanepede ben ve Julio, çaprazda ise Matias oturuyor.  Eve meraklı bir yeniyıl bekliyişi hakim. Gençlerin önündeki masaya ise dibi görülmüş şişeler… Matias art arda gömdüğü şişelerin arasına klasikleşmiş kahkahalarını patlatıyor yine. Gündem siyaset, Adana’da en çok Selahattin Özdemir mi yoksa Müslüm Gürses mi dinlenildiği sorusu ve kimin sigara sarıp masaya getireceği.

 

-“Evet beyler size bir soru. Birbirinizi 10 yıl sonra nerede görüyorsunuz? Tek tek herkes cevaplasın.”

 

Cümlenin bitmesiyle birlikte beş gencin de – buna soruyu soran Julio’nun ki de dahil- yüzünde bir gülümseme beliriyor.  Kendine dair yaptığın hesaplamalarda 10 yıl sonra nereye gideceğini, ne yapacağını kestirmek çok da zor olmasa gerek. Fakat bir başka insanın 10 yıl sonra nerede olacağını kestirebilmek – işte gülümsemenin kaynağı sorudaki talebin şak diye karşılanamayacak olmasından.  Yükselen promillerin etkilerini hepimiz az çok biliriz. Ben de beni içermeyen cevaplarda beynimi güç tasarruf moduna aldığım için yalnızca adımın geçtiği tahminleri hatırlıyorum. Bu tahminlerin arasında “kimse beni anlamıyor diye zırlayan bir yazar” dan bir akademisyene çeşitli benler mevcut.)

 

de bu sene kendime dürüst sorular sormaya başlamam oldu.

“Sen dünyayı mı kurtaracaksın olm?”

“Yalnızca 10 kişinin okuyacağı akademik makaleler yazarak bilimde çığır mı açacaksın?”

“Bilgi zaten her yerde değil mi? Kim durup da kendine dur bir akademik araştırma okuyayım diyor?”

Bu sorulardan kendime verdiğim yanıtların da etkisiyle, en azından bir süre daha, yüksek lisans okumamaya karar verdim. Bu sene bu yüzden umurumda oldu; çünkü sıradaki hayallerimden vazgeçtim.

 

 

2020. Bir bilinenden birden çok bilinmeyene yol aldığım bir sene oldu. Sağlamalarını yaptığınız zaman ortada yalnızca siz kalıyorsunuz. X’ler ve y’ler gidiyor. Siz cıscıbıl ortadasınız. Denklemdeki diğer unsurlara sosyal mesafe mi uyguluyorsunuz acaba? Tam da 2020 yılına yakışan bir şey olsa bu gerek. Mesafeyi yalnızca insanlara koyuyoruz, doğru mu duydum? Ne kadar mesafe gerekli mesela seninle benim arama, ki artık birbirimize salladığımız elleri bile göremeyelim? Yakın mesafeden geçen şey yalnızca virüsler midir? Ya delip geçen bakışlarınız? Gözlerinize de maske takmayı öğrenmelisiniz.  Bunun adına burqa diyorlar Orta Doğu’da. Ya varlığınız büsbütün bir virüsse bulunduğu gezegene? Hangi maske sizi böylesi bir yıkıcılıktan alıkoyabilir ki? Hangi dezenfektanlarda yıkansam da gördüğüm her virüs silinse hafızamdan, siz de dahil olmak üzere? Gözlerimi biraz kapatınca her şey siliniyormuş gibi oluyor. Gözleri biraz kapatınca böyle oluyorsa, siz bir de sonsuza dek kapandığını düşünün.  

 

(Sorulan sorular ve verilen cevaplar karnımı acıktırıyor. Gerçi siz, gerçekleştirdiğim herhangi bir eylemin karnımın acıkmasına sebebiyet vereceğine inanabilirsiniz. Envai çeşit alkol ile dolu olan midem, burada sindirilecek katı bir şey yok diye ağlıyor. Beynime ilettiği sinyal ile malum sipariş uygulamasına erişip hayallerim kadar büyük, içerikleri kadar yavan bir pizza söylüyorum.  Sipariş verdikten sonraki andan itibaren sipariş gelene kadar olan konuşmaları hiçbir zaman ciddiye almamışımdır. İnsan kendisini “O pizza mideye inecek.” diye güdülendirdiği için konuşmalara kulak vermesi pek mümkün olmuyor. Bu beklentiyi “Birazdan kalkacağız oğlum, sabret.” telkini alan küçüklük halime benzetiyorum.  İki durumda da huzursuz bacak sendromuna tutulmuş, kasvetli bir bekleyiş içerisinde olan ben mevcudum.

Pizza geliyor ve ben de onu topu doksana takan bir golcü gibi ağzıma götürüyorum.  Üzerine dökülmüş pizza baharatının ağır tahriğinden ötürü aramızda geçen ilişkinin bir suç sayılmayacağına olan inancım tam.

Ve pizza HEMEN bitiyor. Her güzel şey gibi. Artık erime moduna rahatlıkla geçmiş bir ben varım salonda. Sanki duşa gidiyorum bi’. Ama yıkanmak için mi gittiğimden emin değilim. Elime de son şişemi almayı unutmuyorum. Şarıl şarıl akan suyun altında bir yandan içmeye devam edip bir yandan da duş alıyorum. Yeni yıla çoktan girildi. “2020…” diyorum içimden. “Bu senenin sonunu harbiden merak ediyorum” diyorum. Mezun olacağım lan! Tüm ızdırap sona erecek.  Duştan, kafasını zemine çarpıp dramatik bir şekilde ölen bir genç haberi olmamak adına dikkatli şekilde çıkıyorum. Yarım kalan şişemi odada masama götürüyorum, fakat sınıra iyice yaklaştığımı fark ettiğim için bir yudum daha almadan davul gibi şişmiş kafamı yatağa fırlatıyorum. Uzuvlarım da kafamı takip ederek boylu boyunca seriliyorlar. Önce kusacak mıyım sorusunu soruyorum kendime. Midemin bu geceyi sorunsuz atlatacağından emin olduğum bir sıra bilincimi de koyveriyorum yeni yıla. Uyandığımda yeni bir sayfanın açılacağının rahatlığı, uykuya dalmadan önceki yüzümde küçük bir tebessüm bırakıyor ve bir yıla daha böyle veda ediyorum.)

 

Göz kapatmak diyerek subliminal mesaj vermeye gerek yok. İşte size çözüm: 2021 yılına girmek yerine bu yıl dünya tarihinden istediğiniz herhangi bir yıla girin! Ben şahsen bu sene 1991 ya da 1992'ye girmeyi düşünüyorum. O senenin bütün hitlerini çalıp, o yılı yaşayacağım bir yıl olacak. Sağlıcakla kalın!


Bu Yazı "117" Kez Görüntülendi.

Etiketler: elveda, 2020, hosgeldin, 2021, yeni, yil

İlginizi Çekebilir:
My first teaching experience in a public school

I had successfully executed my first teaching session on November 14, 2019. I had so much paper work for the lesson that I had to find someone else to help me the previous day. ..

Okuma Süresi 10 dk. 14 sn.
  Geri Dön
Okuma Modu
Tüm Hakları Saklıdır © Copyright
Bu site bugra.work tarafından hazırlanmıştır.